Çarpışma
I - Hadi beni İstanbul - Yirmiyedi/Sıfırsekiz/İkibinaltıAskerliğe gelince, artık alıştım. Belki de bu yüzden, ilk günlerdeki bezginlik ve umutsuzluk yok. Sıcak altında olsun, sabah akşam olsun, yürümelere de beklemelere de bir sözüm yok. Neredeyse kimseyle ahbap olmadım. Tanıdığım bir iki kişi dışında yalnız kalıyorum sayılabilir. Kitap okuyorum, yazıyorum, bol bol duş alıyorum, I'yı düşünüyorum. Zamanımın büyük bir çoğunluğunu alıyor diyebilirim. Burada inanılmaz bir cinsiyetsizlik baskısı hissediyorum. Karşı cinsle tek münasebetimiz, bir gün gecikmeyle duvara asılan magazin gazetelerindeki kadınlar. Gerisi düşler ve hayallere kalıyor. Burada yoğun bir cinsel nesne yaratma durumu var, iradeden bağımsız olarak. Baskılanmanın getirdiği bir can havli rekleksi mi bilemiyorum. I bunların arasında nereye denk geliyor onu da kestiremiyorum. Düşünce tasarılarımın en yakınında o olduğu için mi aklıma geliyor, bilmiyorum. Ama benimle yaşamasını gerçekten çok hayal ediyorum, bunu gerçekten isteyip istemediğimden emin olamayarak.
Bugün ziyaretçi günü. Kimse gelmeyecek ama ben yine de ziyaretçi listesine I'nın adını yazdım, kendimle oynadığım bir oyunun altta kalan parçası olarak. Bekleyeceğim; beklemekle kalmayacağım, gelmezse üzüleceğim. Her şey plana uygun gidecek ve birazdan senden izin isteyeceğim günlük. Beni boşver, kendine hep iyiyi yaz günlük.
*
II - 2 petek 1 yer karosu - 27/08/06
Koşuyorum 100'lerce insanın arasından yerime geçmek için. Geç kalmışım günlükten, acele ediyorum. Ön saflardan ayrılıyor bazıları. "Neden," diyorum; "ayrılanlar," diyor yanımdaki "ziyaretçisi gelecek olanlarmış." Hemen ben de onların arasına; kuytu, görünmeyeceğim, belli olmayacağım 1 yere yerleşiyorum. Boy hizasındayım, sondayım. Gelmeyecek biliyorum ama yanımdaki kimse de kimin niye ve nereye gelmeyeceğini bilmiyor. Nereden bilsin, diyor Olric. Olsun, diyorum. Neden olmasın hem, de diyorum aklım sıra, sıranın arkasında.
4 duvar 1 tavan 1 bekleme salonuna alınıyorum. Başımda 1 nöbetçi, başımızda nöbetçiler, dışarda her renkten insanlar. Yer bulamıyorum kendime sığışacak. "Ziyaretçisi gelecek olanlar bulundukları yere otursun. İsimleri ve numaraları okunacak," diyor bir ses. Gelmeyecekler de otursun mu? Ya hiçbir şey bilmeyenler ne yapsın? Kendi sürprizini kendisi kurgulayanlar çıksınlar mı sıradan? Beklemek ölsün mü?
2 petek 1 yer karosu. 2 kalorifer peteği arasında 1 yer karosu üzerinde oturuyorum. Yok oturmuyorum, sığışıyorum. 1 kiriş ve 3 pencere görüyorum. "7040... Salih Şentürk" geçiyor yanımdan, yüzünde karşılanmış beklentileriyle. 2 petek 1 yer karosu. Kaç kilometrekareye düşer 1 yalnızın geçmeyen saatleri? "7469... 7123..." kadar mı? Her mahkûm, numarası kadar özgür, adı kadar yalnız. Ne önemi var numara vermenin ya da bir isim takmanın. Harfler ve sayılar, hangi beklentiye cân olmuş ki bu yâreye merhem olsun. 2 petek, 1 yer karosu: gündüzlerimizin soğukluğu.
1'er 1'er uzaklaşıyor etrafımdaki insanlar. "Ne zaman 1'ini çağırsam, evde yoklar." 1 kiriş 3 pencereden görünmüyor bütün dünya. Kulağımda uçuşan numaralar 1 ben etmiyor. Kalemsizim ve bu yazdıklarımı aklımda tutmaya çalışıyorum. 1 zamanlar biriktirmek için insan terk ederdim, şimdilerde yazmak için yaşıyorum. Birkaç defa tekrarlanan cümlelerle biten ilk dönem öyküleri gibiyim.
Ezberim bozuluyor
Ezberler bozuluyor
Annem beni
1 yarımadaya barış gücü olarak gönderiyor
Kendimle savaşıyorum
Dünya kurtuluyor
2 petek 1 yer karosu arasında.
1 Yorumlar:
Tanrı bizi tamamlanamayan bütün harflerden kurtarsın, göstermesin, vermesin, gitsin.
Yorum Gönder
<< Ana sayfa