19 Ağustos 2006

Noktasız harf

"Gitme," diye seslendi olduğu yerden, ayaklarının üzerinde, konuşmadan telefon kulübesinin önünde. "Gitme" demedi belki ama "gitme" baktı, telefon kulübesinin yanındaki adama. Omzunu yaslamış, yarı eğri bir adamdı. Çirkin olduğu kadar gülüyordu. "Gitmiyorum," demedi gitmeyerek. Boyunca küçük, sevince bir ayrı güzel kadının küçücük yüzünü ellerinin arasına aldı. Sevecenliği diz boyuydu. Gitme deseydi bir yol bulurdu. Telefon kulübesinin önünde bir ayrık, bir ayrılık kalıverdiler. "Küçük kızım, sana kalbimi veriyorum, almayacak mısın," demedi adam. Kadın da tahayyül edemedi, Türkçeleşemedi. Alsaydı, bir yol bulurdu.