10 Mayıs 2006

Kırmızı yazılı yazı

Ben küçükken, ailemle birlikte film izleyeceğimiz zaman, öncesinde mutlaka bir hazırlığa girişilirdi. Film izlemenin o kadar önemli olmasından değildi elbette bu canhıraş hazırlık. Gece olmanın ve sobanın sönmesinin getirdiği bir parça zorunluluktu. Gece olup da sönmeye başlayan sobanın verdiği ürpertiyi hissetmemek için "hadi yatakları yapalım da rahat rahat izleyelim filmi," bahanesi uydurulurdu. Çünkü yatakları hazırlamak ve yorganın altına girip ışıkları karartılmış odada film izleme fikri hem sıcak hem de huzura denk geliyordu. Ailem, o herkesin hep birlikte yer sofrasına oturup aynı tencereden yemek yediği ailelerdendi. Ekmek banılacak kadar tatlı bir anıdır bu zihnimde. Bir de yer etmiştir, ölsem de unutmam o annemin içli ve bilmiş sesini: "ooo yazılar da kırmızı, kesin güzel olacak bu film." Jenerikleri kırmızı film gördüğünde annemin filmi güzel addetmesi, bana da sirayet etmiş olacak ki, kırmızı yazılar gördüğümde ister istemez etkileniyorum. Televizyonun aydınlattığı odada, bira göbeği ve elinde birasıyla babam, "ayyy Aldın n'oldu" şiarıyla babamın üzerine kapanıp korku filmi izleyen(!) annem ve uykum geldiği halde uyumama hakkını kullanmayı sonuna kadar ben.

Woody Allen'ın güzel bir sözü var: "Komedi, trajedi artı zamandır." Bir ekleme de ben yapayım: "Özlem, yalnızlık artı zamandır."