23 Mayıs 2006

İzmir'i anlatıyorum gözlerim ferfecir

I
Bir tren locasında başladı yol yürümeleri
Ayakları sade, meydanları alabildiğine
Şehir, yüründüğünde şehirdi
Yoksa kartpostaldı anca doğum günlerine hediye
Sonra dünya hep yorgun,
Dururdu rakı sofralarında
Kuklalar daim üzgün
Başı dayalı göğsüne
Tutunur kollarından ve
Tepelerinden girerdi şehrine

Bir âşığın bitirme teziydi İzmir
Her gönüle girerdim
Kavgaya girer gibi

II
Dokunur dokunmaz ölüm sözü vermiştin
Belki bilmiyordun, belki görmedin
Uyuduğunda yanına yattım,
Herkes duydu, kimse görmedi
Hava ağırdı, yasaktı
Neleri göze almıştım da gelivermiştim
Kıyısına kucağına denizinin
Ne geliyor, ne de gidiyordun
Açıktın ve
Yanaklarımdaydı tuzun

Yirmi altı yaşımdaydım
Ölemiyordum.

III
Araba devrilir diye yanına aldığın
Yedek lastiğin
Ayraç bulamadığın için
Ucundan kıvırdığın kitabın
Cevap bulamadığın için sorduğun soruların
Girişte alınmaz korkusuyla
Harcadığın bozuklukların
"Nasılsın," diyordun
"Farkım yok," diyordum.

"Ne yapıyorsun," inatla
"Seni seviyorum," akla kara.