28 Nisan 2006

"Hayat sevince güzel, sen sevilirsen eğer"

Geçen gün okulda, Belkıs Özener'in konuk sanatçı olduğu Yeşilçam Hatırası konserine gittik. ODTÜ Klasik Türk Müziği Korosu'yla birlikte, konserin sonlarında Belkıs Özener de çıkıp oğluyla birlikte 4 şarkı söyledi. Ediz Hun, Ülkü Erakalın ve niye orada olduğunu anlayamadığımız bir iki kişiye plaket ve çiçek verildi. Ama hepsinden önemlisi, çok uzun yıllar boyu sahne arkasında yalnızca sesini duyurabilen birisinin, sahnenin tamamını kullanabilme özgürlüğüydü. Oradan oraya koşturdu, koroyu yönetti, müzisyenleri yönetti, bağıra bağıra şarkı söyledi. Ediz Hun sahneye çıktığında "o zamanlar hamileydim, size bakıp içimi çekerdim 'ah oğlum ona benzesin' diye dua ederdim," dedi. "Vallaha," dedi sonra "düşünün 39 sene oldu daha Türkân Hanım'ı (Şoray) göremedim."

Belkıs Özener için inanılmaz güzel bir geceydi. Çocuğu yaşındaki yüzlerce kişinin ayağa kalkıp onu alkışlaması, geç gelen şöhretin sarhoşluğu gibiydi. Sahnenin önüne gelip gelip selamladı. Hep Türkân Şoray, Hülya Koçyiğit'in sesi olmak yerine, şimdi kendi sesi ve kendi vücuduyla boy gösteriyordu. Bence bir sonraki gün ölse, en mutlu ölü olurdu.