...
dolmuş bekledim yirmi dakika kadar. hemen önümde bir çift duruyordu.. yaşlı gözlerle konuşuyorlardı ağır ağır, sarılıyorlardı sımsıkı.. sonra dolmuş geldi, erkek dolmuşa bindi, kız ağladı usul usul, erkek suskun oturdu ön koltuğa, bakıştılar, ağlaştılar, kapılar kapandı, yürekler eridi, dolmuş hareket etti.. ayrıldılar bir süreliğine, kimbilir ne kadar, kimbilir ne kadar da özleyecekler birbirlerini, yürekleri ezilecek.. sonra belki de birgün gelecek bu yaşananları unutacaklar, yollarını ayıracaklar sebepsiz, yaşadıkları dolu dolu duygularla yetinmeyecekler belki de.. mutluluğu birlikte yaşayabildiklerini unutup başka yerlerde arayacaklar.. tüketecekler belki de doyumsuzluklarıyla aşklarını, yaşananları silip atacaklar umarsız; mutlu olsunlar birgün başka bir yerde, bak ne vefa kalacakır ortada ne aşk, herşey bu kadar basittir işte, geri adım atmak da en büyük suçtur, mutsuz olunacağına inanacaklar hep, sanki hiç mutlu olmamışlar gibi..
yolda kaza yapmış bir araba gördüm, hurdaya dönmüş, içinden çıkamaz insan, darmadağın.. çekiyorlardı arabayı, şöför çoktan gitmiş hastaneye, belki de başka bir yere.. ardında gözü yaşlı bir aile, gözü yaşlı bir eş, belki çocuklar, dostlar, silip atabilecekler mi acaba anıları, yoksa durmadan yüceltecekler mi öleni, anılar mutlu anlarında bile akıllarının bir ucunda kalacak mı..
kızılaya geldim, eve doğru yürürken bir arabanın fren sesini duydum, irkildim, dönüp baktım iki tane orospu şuh kahkahalar atarak bindiler arabaya, gaza basıp gittiler son sürat, dünya onların etrafında dönüyormuş gibiydiler..
hayat çok garip, bütün tükenmişliğiyle devam ediyor, hayatlar, aşklar, cinsellik, mutluluklar, saygılar, herşey tüketiliyor hiç düşünmeden.. daha iyisini istemek mi bitiriyor duyguları, tatminsizlik mi gerçekten bunlara sebep..
durup dururken niye azalsın ki duygular..
dolmuşa binmeden evvel yanından geçtiğim bir kız türkü söylüyordu güzel sesiyle:
dağlar atamadım sevdamı...
yolda kaza yapmış bir araba gördüm, hurdaya dönmüş, içinden çıkamaz insan, darmadağın.. çekiyorlardı arabayı, şöför çoktan gitmiş hastaneye, belki de başka bir yere.. ardında gözü yaşlı bir aile, gözü yaşlı bir eş, belki çocuklar, dostlar, silip atabilecekler mi acaba anıları, yoksa durmadan yüceltecekler mi öleni, anılar mutlu anlarında bile akıllarının bir ucunda kalacak mı..
kızılaya geldim, eve doğru yürürken bir arabanın fren sesini duydum, irkildim, dönüp baktım iki tane orospu şuh kahkahalar atarak bindiler arabaya, gaza basıp gittiler son sürat, dünya onların etrafında dönüyormuş gibiydiler..
hayat çok garip, bütün tükenmişliğiyle devam ediyor, hayatlar, aşklar, cinsellik, mutluluklar, saygılar, herşey tüketiliyor hiç düşünmeden.. daha iyisini istemek mi bitiriyor duyguları, tatminsizlik mi gerçekten bunlara sebep..
durup dururken niye azalsın ki duygular..
dolmuşa binmeden evvel yanından geçtiğim bir kız türkü söylüyordu güzel sesiyle:
dağlar atamadım sevdamı...
0 Yorumlar:
Yorum Gönder
<< Ana sayfa